Vitrin Yazıları

AXA sigorta 2012'yi acenteleri için Her Şey Seninle... Her yıl tüm başarılı acentelerini farklı bölgelerde toplayarak bir konuda eğitimden geçiren AXA Sigorta,  2012 yılının teması olarak Her Şey Seninle Başlar seminerini seçti. 5 milyonu...

Devam

Kendi benliğimi bulmalıydım, çünkü bu benim hayat... Çok genç yaşta aşık olup evlendi, kariyer hayallerine veda etti. Ancak hayalleri onu terk etmedi! Yıllar sonra bir gün bir kitap okudu, birçok şeyi yeniden keşfetti. Önce kendi gerçek benliğini...

Devam

2013 yılının beyin ve düşünme yılı ilan edilmesi... KİŞİSEL GELİŞİM MERKEZİ/kigem.com 5 yıldır Türkiye’de Beyin Yılı kutlamaları yapıyor ve resmi beyin yılı ilan edilmesi için kampanya yürütüyordu. 2013 yılının beyin yılı ilan...

Devam

Mümin Sekman Haber Türk TV'de öğrencilerin sorularını... Mümin Sekman 11 şubat cumartesi günü saat 16:15'te, Haber Türk televizyonunda EĞİTİM VE YAŞAM adlı programda Müge Arda'nın konuğu olacak. Programda üniversite sınavı, meslek seçimi, okul...

Devam

Mümin Sekman sözleri: Yapman gereken ile yaptığın...   Elimde olsaydı, tüm ceplerin açılışına şu soruyu yazardım: Bugün yapman gerektiği halde yapmadıklarının, gelecekteki sonuçları neler olacak? Yapması gerekenleri yapmayanlar,...

Devam

  • Prev
  • Next

Değişimi yaratan, hareketin kendisidir.

Category : Mümin Sekman ile ataleti yenmek, Mümin Sekman Kitapları

Melih Arat Kişisel Ataleti Yenmek üzerine düşüncelerini yazdı:

İnsanlarda gördüğüm en büyük hastalıklardan birini sorsalar, insanların eylemsizliği bir alışkanlık hale getirmeleri olduğunu söylerdim.
Değişimi yaratan, hareketin kendisidir. Hareketin, eylemin olmayışı, zaman ilerlerken kişilerin geriye gittiğini gösterir.

Mümin Sekman’ın son kitabı Kişisel Ataleti Yenmek, tamamen bu konu üstünde duruyor.

Atalet, cisimler için söz konusu olduğunda “eylemsizlik” anlamına gelir. Canlı varlıkların ataleti ise, “eylemsizlik, harekete geçmemek ya da amaca ulaşmak için gerekli davranışları ortaya koymamaktır.”

Kişisel Gelişim konusunda kitaplar okuyan birçok okurum, kitapları okuduklarını, ancak hiçbir değişim gerçekleşmediğini ifade ediyorlar.

Kişisel gelişim kitapları birer yol haritasıdır; ama yola insanlar çıkarlar. Hiç yola çıkmadan, bu kitap bir işe yaramıyor demek, önünüzde durduğu halde yemediğiniz bir yemeğin karnınızı doyurmadığını söylemeye benzer.

Dünyanın en yaratıcı fikri, uygulama olmadan değersizdir.

10 yabancı dil bilen, bilgisayar kullanan ve program yazabilen, ileri mühendislik konularında uzman, hitabet yeteneği olan, dürüst ve aklınıza gelebilecek her türlü olumlu niteliği taşıyan bir insan eğer herhangi bir uygulama içinde değilse değerli değildir.

Harekete geçmeden, davranışları değiştirmeden istenilen sonuçlara ulaşmak istisnalar dışında mümkün değildir. (İstisnayı da açıklayayım; dış dünya bizim dışımızda hareketli olduğundan biz hiç hareket yapmasak da dış dünya değişir ve biz bazen amacımıza çok uygun bir pozisyona düşeriz.)

Eğer harekete geçmeyince istediğimiz sonuçlara ulaşamıyorsak, niçin harekete geçmiyoruz ve nasıl harekete geçebiliriz?

Mümin Sekman, Kişisel Ataleti Yenmek kitabında kişisel ataletin kaynaklarını tanımlamış ve bunları yenmek için araç ve yöntemler de sunmuş.

Kişisel Ataleti Yenmek, bugüne kadar okuduğum Kişisel Gelişim Kitapları içinde belirli bir sistematiği olan, Amerikan tarzı editoryal niteliği olan okur dostu keyifli bir kitap.

Söz konusu kitap, tek bir konuyu Atalet konusunu sistematik bir şekilde geliştirmiş ve bölümler halinde işlemiş.

Kitabı okurken, Mümin Sekman’ın bu kitabının yabancı bir dile çevrilse dünya çapında kabul görebileceğini düşündüm.

Mümin Sekman’ın bu çalışması, kendisinin ileride Türkiye’den dünyaca kabul görecek bir Kişisel Gelişim Otoritesi olacağının işareti.

Alfa Yayınları’ndan çıkan kitaptan aldığım notlardan birkaç örnek:

İnsanlar, değişmemelerinden dolayı çektikleri acı, değişmelerinden dolayı çekecekleri acıdan fazla oluncaya kadar değişmezler. (sf. 28)

Mümin Sekman’ın, kendi kişisel değişim serüveni oldukça ilginç. (sf.70-72)

Yapılması Gerekenlerin Gücü isimli bölüm, bu kitabın içinde bence herkesin okuması gereken kısımdır. (Sf. 76)

Melih Arat

Zaman Gazetesi

İdil Çeliker, Ataleti yenmek üzerine yazdı

Category : Mümin Sekman ile ataleti yenmek, Mümin Sekman Kitapları

Kişisel Gelişim Uzmanı Mümin Sekman’la yurtdışında olduğu için, uzun zamandır görüşemiyorduk…

‘Kişisel Ataleti Yenmek’ başlıklı kitabını resmen sakız ettim yıllar içinde…

Çünkü görünen oydu ki, bizler yapmak istediklerimizi sadece hayalimizde canlandırıyor ama bir türlü eyleme geçemiyorduk. Bu tablo toplumun genelinde hüküm sürünce de, başarısızlıkların, mutsuzlukların, hayal kırıklıklarının ardı arkası kesilmiyordu haliyle.

Mümin Bey, yeni hazırladığı kitapta, yine bu konuya değinip; ilginç bir örneklemeyle çıkmış yola;

‘Kısa boylu ve zayıf bir genç yanında duran uzun boylu ve iri yapılı kuzenine dönerek, ‘ben senin yerinde olsam, dünya ağırsiklet boks şampiyonu olurdum’ deyince, kuzeni dönüp şu cevabı vermiş: ‘Seni dünya hafif siklet boks şampiyonu olmaktan alıkoyan ne?’

Çoğumuzun durumu bu küçük hikayedekinden farksız… Elimizden gelenin en iyisini yapmak yerine, ‘Başkalarının yerinde olsaydık ne yapardık?’ a odaklanıyoruz niyeyse?

Durum vahim

Bu eylemsizlik halinin, hedef seçmemek hayatı planlamamakla öyle güçlü bir göbek bağı var ki, şaşırırsınız…

Hoş, hedef koyma konusunda elimize kimseler su dökemez de, iş hedeflere ulaşmak için çaba göstermeye gelince, durum vahim.
Herkes, yapması ve yapmaması gerekenleri sular seller gibi bilse de, iş harekete gelince, ayağımıza bir prangadır bağlanıyor işte…

Sahi bizi durduran ne o zaman? Bal gibi atalet işte… Yani eylemsizlik hali… Kişisel Gelişim Terminolojisinde ‘amaca yönelik eyleme geçmeme’ olarak tanımlanıyor bu durum.

Peki atalet içindeki insanlar nasıl tanınır:

-Genellikle yavaş hareket ederler. Tembellik, yılgınlık, miskinlik, üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi hareket etmek, yumurta kapıya dayanmadan harekete geçmemek, bezginlik karakteristik özellikleridir.

-Görev yaparken sık sık işleri erteleyip, mazeret beyan ederler.

-Hayata bakışları sitemkar, umursamaz, kötümser, eleştirel ve kaygılıdır. Bu nedenle de yaşama sevinçleri ve hayat enerjileri çok düşüktür.

-Onlara seslendiğinizde, genelde başlarını değil, kaşlarını kaldırarak size bakarlar.

Kaderimin oyunu

Türkiye’deki en yaygın kişisel atalet örnekleri bir anketle belirlenmiş… Buna göre; yabancı dil öğrenmemek, kitap okumamak, sigarayı bırakmamak, düzenli spor yapmamak, ailesine ve çocuklarına yeterince zaman ayırmamak, deprem önlemleri almamak, aşırı düzeyde ekran bağımlısı olmak, tasarruf yapmamak veya çok israf yapmak, fazla kilolardan kurtulmamak ilk sıralarda…

İyi de her bir şeyi bilip de, harekete geçememenin altında ne yatıyor derseniz?

-Hedef yokluğu
-İç disiplin eksikliği ki, (iradesizlik olarak kabul ediliyor).
-Kısa vadeli düşünüp, uzağı görememek
-Alınganlık ve pasif direnç duygusuyla yaşamak
-Motivasyon yetersizliği
-Başarısızlık korkusu
-Standart ve kriter algısının olmaması
-Öğrenilmiş çaresizlik duygusu
-Hedefin gerektirdiği asgari yeterliliklere sahip olmamak,
-Zaman kullanma bilincinin olmayışı
-Yanlış yorumlanmış kadercilik anlayışı
-Açık değil, imalı iletişim kültürüne sahip olmak
-Sert gerçeklerle yüzleşmekten kaçınmak

Kanser gibi meret…

Kurtuluş yok mu yahu bu halden? Varr…

Öncelikle atalet içinde olduğunun farkındalığı gerekiyor. Hah, bu arada ataletli insanlar da ikiye ayrılıyor…

Birr; irade ve motivasyon zayıflığı nedeniyle hedeflerinin gereklerini yerine getiremedikleri için harekete geçemeyenler, ikii; aşırı iş yükü altında boğuşmaktan, önemli işlere öncelik veremeyenler yani kişisel organizasyon sistemleri yetersiz olanlar.

İlk gruptakiler, tembel ve iradesiz, ikinci gruptakiler gayretli ama metodsuz. Bütünde al birini vur ötekine… Yani, bu durum hayata taşındığında eşitler.

Atalet denen şey iki aşamada gelişiyor haberiniz olsun;

-Çevredeki değişiklikleri ve yapılması gerekenleri görememek, bir tür körlük

-Yapılması gerekenleri gördüğü halde, hiçbir şey yapmamak, ihmal etmek, üşenmek, ertelemek ve eyleme geçmemek.

Tıpkı kanser gibi aşamalı bir tehlike meret.

Niye biliyor musunuz? Çünkü şok değişimlere karşı kişi, kurum ya da toplumlar reflekslerini kullanarak harekete geçebilirler. Oysa kademeli oluşan değişimleri bünye tam algılayamaz.

Fatura kabarık

Kurtulmak için ipuçları:

-Üşenmemek, ertelememek, vazgeçmemek

-Umutları yüksek, sabit giderleri düşük tutmak

-Geniş düşünüp, dar başlayıp, çabuk bitirmek

-Her alanda bir şeyler öğrenirken, bir alanda herşeyi öğrenmek.Bugün yapacaklarınızın gelecekteki sonuçlarını düşünmek

-Başınıza gelen olaylardan çok, o olaylara verdiğiniz anlamların atalete sürüklediğini bilip, size olanlardan çok, sizin nasıl biri olduğunuzu farketmek

-Eyleme geçmek için mükemmelleşmeyi beklemek yerine, küçük işlerde kervanı yolda düzeltecek şekilde hareket etmek.

Haydi bakalım… Bugün haftabaşı, var mısınız bu illetle savaşmak için kolları sıvamaya. Bakmayın öyle bireysel sorun gibi göründüğüne, çoğunluğu etkisine alınca toplumsal ataletin faturası fena kabarıyor. Bedelini de yine dönüp, dolaşıp bizler ödüyoruz…

İdil Çeliker

Güneş gazetesi

İpek Tuzcuğlu Kişisel Ataleti Yenmek’i yazdı.

Category : Mümin Sekman ile ataleti yenmek, Mümin Sekman Kitapları, Ünlüler Mümin Sekman'ı anlatıyor

Mukadder Hanım, fazla kiloları olduğunu ve bunları vermesi gerektiğini, kilolarından kurtulursa ne kadar sağlıklı ve güzel olacağını bilmektedir.
Ancak bir türlü bu kilolardan kurtulamaz! Sanki görünmez bir kuvvet onu engellemektedir……

Soru: Mukadder Hanım”ı durduran nedir?

Tunç Bey mutlaka İngilizce öğrenmesi gerektiğini, bu durumdan dolayı neler kaybettiğini bilmektedir. Elinde çok sayıda kitap vardır. Ancak bir türlü İngilizce öğrenmeyi başaramamaktadır……

Soru: Sizce Tunç Bey”i durduran şey nedir?

Ülkenin Adalet Bakanı üç yıllık hapis cezasını 125 bin lira para cezasına çeviren kanunun adaletsiz olduğunu bilmektedir. Kriterleri belirleyen bu kanunun değiştirilmesine muhalefet edecek bir kesimin bulunmadığını da bilmektedir.

Bakan bu kanunun insanların adalete duyduğu güveni nasıl sarstığını da bilmektedir….

Soru: Sizce Bakanı engelleyen şey nedir?

Başarıyı kim istemez?

Çoğumuz bu duyguları yaşamıyor muyuz? Yukarıdaki paragraflar Mümin Sekman”ın Kişisel Ataleti Yenmek adlı kitabından alıntı. Mümin Bey”i bir dergide röportajını okurken tanıdım. Hemen gidip kitabını aldım.

Kitapta Atatürk”ten Naim Süleymanoğlu”na, Mahsun Kırımızıgül”den Sakıp Sabancı”ya yani kendi deyimiyle “yurdum insanı”nın başarı öyküleri, Alaturka ve Avrupai başarı, akademik araştırmalar ve özel anketler gibi birçok konu var. Yani başarıyı ve mutluluğu hedefleyen insanlara ışık tutan bir kitap.

Gerçekleşmesini en çok beklediğimiz kelimeler değil midir başarı ve mutluluk?
En iyi anne, en iyi yemek yapan kadın, en iyi müdür, en işi eş, en…. olmak istemez miyiz?

İşte o dönemde Mümin Bey”le tanışabilmeyi çok istemiştim. Bir gün dostum Tamer Karadağlı”yla karşılaştım. Derin bir sohbete dalmıştı. Sohbet ettiği kişi Mümin Sekman”dı. Beş dakika onlara katıldım, yarım saat oturdum.

Şimdi gelelim yazının başına….

Yapmak isteyip de bir türlü hiçbir şey yapamıyorsanız, ataletin kolları arasında sıkışıp kalmışsınız demektir. Ben, nerelerde sıkışıp kaldığımı, nerelerde ataletli, nerelerde ataleti yenmiş olduğumu keşfetmeye başladım. Bunların başında da yabancı dil geliyor.

Bir arkadaşımla dertleşiyordum. En çok üzüldüğü şey kilosu. Diyetisyene gidiyordu. Yiyeceklerine dikkat ettiğini söylemesine rağmen kilo veremiyordu. Bana göre onun kiloları bedeninde değil, bilincindeydi. Ona şunu önerdim: Diyetisyene gitmeden önce bilincini temizlemelisin.

Konuşurken gözlerinde bana hak vermiş olduğunun ışıltısını görmek bile beni çok mutlu etti. Ben o ışığı yakabilmiştim. Umarım o da bu küçük ışığa ışık katarak aydınlanabilir. Yani eyleme geçebilir.

Mümin Sekman insanları eyleme geçme şekillerine göre dört gruba ayırmış:

1-Bilen ve yapanlar, yani gündelik hayatta profesyonel olanlar.
2-Bilen ama yapmayanlar, yani ataletli insanlar. (Bana göre oldukça fazlayız!)
3-Yapan ama bilmeyenler, yani amatör kesim.
4-Yapmayan ve bilmeyenler için ise “istatistik insanları” diyor. Dünyada varlık ya da yoklukları sadece istatistikleri değiştiriyor. Yaptıkları tek şey yeni doğan bebek sayısını değiştirmek….

Ya siz? Gerek özel gerekse iş hayatınızda bilen ve yapan bir profesyonel olmak istemez misiniz? Ben isterim. Tek yapmamız gereken bilincimizi temizleyip, kendimize, yapımıza, ruhumuza uygun metodu bulmak… Yani benliğimize giden doğru yolu keşfetmek. Mümin Bey gibi bilgili kişileri köşemde ağırlamaktan ve sizlerle paylaşmaktan büyük bir keyif alacağım.

Her zaman bilginin ışığında aydınlanmanız dileğimle….

İpek Tuzcuoğlu/ Vatan gazetesi

İdil Akidil Kişisel Ataleti Yenmek hakkında yazdı.

Category : Mümin Sekman ile ataleti yenmek, Mümin Sekman Kitapları

Mümin Sekman, Kişisel Ataleti Yenmek adında, hem atalet halini analiz ettiği hem de atalet haline son vermek için çözümler sunduğu bir kitap çıkartmış.

Sekman’ın kitabının arka kapağında çok doğru bir yorum da var: “Kişisel, kurumsal ve toplumsal düzeyde yoğun ve yaygın olarak atalet hali yaşadığımız bir gerçektir. Buna rağmen, Türkiye’de atalet hakkında şimdiye kadar hiçbir kitabın yazılmamış olması şaşırtıcıdır.”

Yeni yılın heyecanıyla oluşturulmaya başlayan listeye iş hayatıyla ilgili maddeler ekleyerek katkıda bulunalım. Birçok profesyonelin aklından geçen notları…

Sektördeki arkadaşlarımla ilişkimi kopartmamaya çalışacağım. Belli sıklıklarla arayacağım. Yeni iş arkadaşları edineceğim. (Networking)
Yabancı dilimi geliştireceğim.

Sektörel yayınları zamanında takip edeceğim.
Yeni teknolojiyi takip edeceğim.

İletişim becerilerim üzerine odaklanacağım.

Astlarıma sosyal ortamlarda da zaman ayıracağım.
Daha az konuşup, daha çok dinleyeceğim.
Doğru olduğuna kesinlikle inandığım konularda çekingen davranmayarak, fikirlerimi paylaşacağım.

Kendimi hem astlarıma hem de üstlerime daha doğru ifade etmeye çalışacağım.

İşi zamanında bitirmeye çalışacağım. Mesai saatleri dışında zamanımı işi geliştirici zihinsel faliyetlere ayıracağım, ama operasyonu iş dışına taşımamaya uğraşacağım.

Astlarımı geliştirmeye – eğitmeye zaman ayıracağım.
Günlük koşuşturmalar (acil ve önemsiz işler) arasında gerçek hedefleri (önemli) unutmamak için kendime “dur ve düşün” talimatını vereceğim.

Sivil Toplum Örgütlerindeki faliyetleri kariyerimin bir parçası olduğunu düşünüp, onlara işgücümle de destek vereceğim.
Her haftaya, günleri önceden planlamış olarak başlayacağım.
İşe yarım saat erken gideceğim : -)
Mesajları zamanında yanıtlayacağım.

Daha düzenli olacağım. Dosyaları isimlendirerek, gecikmeden arşivleyeceğim.
Yaşadığım önemli olayları, ilginç deneyimleri, örnek olması açısından ve unutmamak için kaydedeceğim.

Özgeçmişimi değişiklikler olur olmaz güncelleyeceğim… (Lazım olduğunda vakit kaybetmek istemiyorum!)

Fiziksel, ruhsal, duygusal ve zihinsel gelişimimin bir bütün olduğunu hatırlayacağım. İş ve özel hayat arasında dengeyi korumalıyım.

H.Jackson Brown, “Harekete geçmek için bütün koşulların mükemmel olmasını beklersen, hiçbir zaman harekete geçemezsin.”, demiş… Hemen başlamak önemli…

Diğer yandan olumlu bir sonuç hedeflenerek oluşturulan bu listelerin, hiç yoktan kaygıyı arttırmasını engellememiz de gerekiyor. Yani ilişkilerinizi korumak ve geliştirmek amacıyla her gün eski dostlarla 1 telefon konuşmaı yapacağınızı hedeflediyseniz ve ancak haftada bir kez buna zaman ayırabildiyseniz, kaçırdığınız günler için üzülmemelisiniz. Çünkü yılın sonunda geçen seneden farklı olarak bu yıl içinde en az 52 kişiyle sizin inisiyatifiniz sonucunda tekrar bağlantı kurmuş, ilişkinizi tazelemiş olacaksınız!

O halde NTV’nin güzel sloganını kendimize uyarlayarak bitirelim: “Yarın için bugün”, hemen…

İdil Akidil/http://www.ntvmsnbc.com/